Adada yaşanan olaylar bir hayli karışık ve mesaj dolu. Çocuklar adada canavarın olduğunu zannederler. Jack bunun saçma olduğunu düşünür ama o da olabilceği ihtimalini bilir, Ralph biraz inanır. Simon ise adada tek inanmayan kişidir. Bu konuyu araştırır. Kitabın sonunda kitabı çeviren Mina Urgan'ın notlarında bahsettiği gibi 'aslında canavar kendi içlerinde' olabilir. Bence bu çok iyi yorumlanmıştır. Biz bazen kendi zihnimizde yarattıklarımıza inanırız. Bu canavar aslında ölü bir pilotun paraşütünden dolayı havalanmasıdır. Öğrendiğimde gülmüştüm. Aslında kitabı ben 3 farklı bölüme ayırdım ama bunlara bir sonraki yayınımda bahsetmek istiyorum. Şimdi sıra geldi darbeye. Geçmişte dünyada hemen hemen her ülkede devletlere darbe yapılmıştır. Burada ise Ralph Hükümeti'ne darbe yapılır. Basit bir olaydan kendilerine pay çıkartmışlardır. Uzaktan bir gemi geçmektedir ve adanın tepesindeki ateş o sıralarda sönmüştür. Ralph haklı olarak buna sinirlenir çünkü herkes adadan kurtulmak istiyor. Aslında şimdi düşündüm de savaş varken orada kalmak bana daha cazip gelirdi. Her gün insan ölüsü görmektense mis gibi ada. Fakat çocuklar böyle düşünmüyor. Bu fırsatın kaçırılmasından sonra ümitler azalmıştır fakat her gün ateş yakılmıştır. Jack ve tayfası ise ava çıkıması gerektiğini düşünür çünkü meyveden başka hiçbir yiyecek yok. Jack bu noktada haklı. Fakat vahşileşme konusunda hayır! Ava çıkarsın anlarım ama yüzüne kızılderililer gibi boya sürüp vahşi sesler çıkarmanın avla ilgisi yok. Bu okuduğu kitaplara özenmektir belki de. Bir grup çocuk ta ona katılır ve yavaş yavaş kopmalar başlar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder