26 Nisan 2016 Salı
Yalnız Lider
Ralph artık vahşi kafileyle baş başadır. Gözlük yoktur, zeki Simon yoktur, Domuzcuk yoktur. Sadece ölen arkadaşlarının ruhu , Jack'ın kafilesi ve o. Simon'un ölümünden bahsetmeyi unuttuğumu gördüm. Gruplar ayrılmadan önce herkes toplanmışken Simon gizli yerindedir ve canavarın ne olduğunu görür ve diğerlerine anlatmaya gider. Diğerleri Simon'u canavar zanneder ve o kargaşada öldürürler. Zavallı Simon! William Golding bir röportajında Simon'un İsa'yı andırdığını ileriyi görebileceğini söylemişt. Bence kesinlikle haklı. Ralph yalnız başına kalınca korkar tabii ki. Jack ve kabilesi ara ara Ralph'ı öldürmek için gelirler fakat Ralph saklanır. Kitabın sonuna doğru yaklaştım baya. Ralph bir gün yine saklanır ama ümidi kalmamıştır. Vahşi sürü onu katledecektir neredeyse. Umutsauz bir korkuyla kendini kumsala attı fakat bu gece öleceğini tahmin ediyordu. Sahile indiğinde ilk gördüğü şey kocaman bir kasket oldu. Sonra apoleti, sonra üniformayı. Bu bir deniz eriydi. Ralph ere hemen hemen her şeyi anlattı. Tabii ben burada hıçkırarak ağlıyorum. Ralph burada Simon için, Domuzcuk için, yaşananlar için belki de insanlık için küçük bir çocuğun kosocaman gözyaşlarını akıttı kumlara. Kurtulmuştu, ama dünya yanıyordu. Savaşa gidiyordu ama belki de savaş bile bitmişti. Fakat tek bildiği içindeki savaşı unutmayacaktı. Bu arada Sineklerin Tanrısı'nın kim olduğunu da söylemeye geldi sıra. Sineklerin Tanrısı, Jack'ın ilk avlandığında bir direğin üzerine astığı domuzun başıdır. Son yayınımda görüşmek üzere :)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder